Gönül Dağı
Gönül Dağı
Köln Diye Bir Yer
Köln Diye Bir Yer
Yayla Gülü
Yayla Gülü
Gurbet Çiçeği
Gurbet Çiçeği
Gönül Kulübü
Gönül Kulübü
Tarih Boyunca İki Yüzlüler
Tarih Boyunca İki Yüzlüler
Alparslan ve Malazgirt Destanı
Alparslan ve Malazgirt Destanı
Mahmud Sami RamazanoÄŸlu
Mahmud Sami RamazanoÄŸlu
Tamar - Ağrı'da İki Mevsim
Tamar - Ağrı'da İki Mevsim
Uşaklı Ramazan Çavuş
Uşaklı Ramazan Çavuş
PDFYazdırE-posta


Yayla Gülü
Resmin tümünü görüntüle


Yayla Gülü

Price per Unit (adet): 3,50 YTL

Ask a question about this product

Ziya’ların Güllü Yayladan ayrılacakları gün gelmişti. Sabah kahvaltısını edip Ahmet’lerin yayla evinden çıktılar. Evden çıkar çıkmaz da arabalarının etrafına pek çok kimsenin toplandığını gördüler. Ailece hepsinin de yüzünü bu kalabalıktan dolayı bir şaşkınlık aldı. Zarife şaşkınlığını sözleriyle de ifade etmeye çalışıyordu.
-O da ne Ahmet Bey? Sanki bütün yayla halkı bir araya toplanmış.
Ahmet, sakin sakin cevap verdi.
-Sizin yola çıkacağınızı bildikleri için uğurlamak istiyorlar.
Zarife’nin şaşkınlık ve heyecanı daha da artıyordu. Çünkü yayladaki çocukların da hemen hepsi oraya gelmişlerdi.
-Çocuklar da toplanmış. Ortalarına da saksıya yerleştirdikleri kocaman bir yayla gülü koymuşlar. Hem de kırmızısından. Yani benim en çok sevdiğim renkten.
Bu sefer Ziya da söze karıştı.
-Yunus Dede de yanlarında tabi. Böyle işlerin başında hep Yunus Dede geliyor galiba değil mi Ahmet?
Ahmet cevap verdi.
-Öyle öyle!... Kambersiz düğün olmaz derler ya... Onun gibi bir şey.
Ziya, Yunus Dedenin elinde tuttuÄŸu bir ÅŸeye dikkatli dikkatli bakarak:
-Yunus Dedenin elinde gördüğüm nedir öyle Ahmet?
-Ona bu yaylada boduç derler. Ağaçtan oyularak yapılan su kabı yani. Gördüğünüz gibi bir küçük testiye benzetilerek oyulur.
-Herkes merak ve sevinç içinde bizim oraya gelmemizi bekliyor.
-Çocuklar bekleyemiyorlar bile. Nasıl sabırsızlanıyorlar.
Çocukların hepsi de Ali’ye doğru koşarak geliyorlardı. Ali’yi bir sevinç, bir coşku sarmıştı.
-Burak, Yusuf, Oya, Mustafa, Zeynep!... Hepsi de bana doğru koşarak geliyorlar!... Canım arkadaşlarım benim!...
Ziya, veda etmek için bir kaç söz söylemek istedi.
-Arkadaşlar!... Başta Yunus Dede olmak üzere, bize gösterdiğiniz yakınlıktan dolayı hepinize çok çok teşekkür ediyoruz. Tekrar görüşmek üzere şimdilik Allah’a ısmarladık diyoruz.
Yunus Dede, titrek sesiyle bir şeyler söylüyordu:
-Size küçük hediyelerimiz var! Çam sakızı çoban armağanı derler ya. Ben bu günlerin hâtırâsı olarak size kendi ellerimle çam ağacından oyduğum bir su kabı hediye ediyorum.
Yunus Dede boducu Zarife’ye uzattı. Zarife boducu aldı.
-Çok teşekkür ederim. Ne kadar naziksiniz.
Sonra Yunus Dede, yanındaki çocuklardan birinin elinde tuttuğu kavalı alıp Ziya’ya uzattı.
-Bu kaval bana babamdan kalmıştır. Çok uzun yılların hâtırâsını taşımaktadır. Buna bir ömür boyu diyebilirsin. Bu yaştan sonra artık ben kaval filân çalamam. Onu sana hediye ediyorum. Bir yolunu bul ve çalmasını öğren. Kaval sesi insanı dinlendirir, içlendirir, duygulandırır.
Ziya, Yunus Dede’nin uzattığı kavalı aldı.
-Ben de çok teşekkür ediyorum.
Ziya, Zarife ve Ali çok duygulanmışlardı. Ziya, konuşmaya devam ediyordu.
-Yunus Dede!... Bizi çok duygulandırıyorsun. Sen çok usta bir gönül avcısısın. Bizi gönlümüzden vuruyorsun. İnsanları hep gönüllerinden vuruyorsun.
-Rica ederim efendim. Sonra çocuklar da, arkadaşları Ali’ye bir ipe dizdikleri çam kozalaklarını hediye ediyorlar. Buranın çamlarının kozalakları uzun zaman kokularını kaybetmezler. Ali odasının bir yerine astığı bu kozalakları gördükçe ve onun kokusunu duydukça burasını hatırlasın istiyoruz.
Ziya güzel duygular içinde erimiş gitmişti adeta.
-Yunus Dede!... Ben çok duygusuz biri olduğum halde beni bile duygulandırıyorsun. Sizler ne kadar ince düşünceli, ince davranışlı, sıcak insanlarsınız. Yaşadığınız şu yaylanın çiçekleri kadar ince, nazik ve güzelsiniz. İnsanı ciğerinin derinliklerinden saran sevgi ve vefa duygularına sahipsiniz.
Bu sefer Zarife bir şeyler söylemeye çalışıyordu.
-Şu paketin içinde oğlum Ali için getirdiğim çocuk hikâye kitapları vardı. Size başka verebilecek hediyemiz yok. Keşke verebilecek başka hediyelerimiz olsaydı. Gafil avlandık. Burada böyle şeylerin olabileceğini nerden bilebilirdik. Ancak bu paket birazcık olsun imdadımıza yetişti. Bu pakette değişik kitaplar var. Sanıyorum çocukların hepsine yeter. Biz de size ancak onları hediye edebiliyoruz.
Zarife, elinde tuttuğu paketi Burak’a uzattı.
-Al bunu Burak!... Arkadaşlarına, bizim adımıza verirsin.
Burak, Zarife’nin uzattığı kitap dolu paketi aldı.
-Bütün arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum.
Ziya, bu sefer arkadaşı Ahmet’e yönelmişti.
-Sana çok teşekkür ediyorum Ahmet!... Gerçek bir arkadaşlık örneği gösterdin. Ve Safiye Hanım’a da tabi. Zahmetleriniz ve gösterdiğiniz yakınlıklara çok teşekkür ediyorum.
-Bir ÅŸeyler yapabildiysek, kendimizi mutlu hissederiz.
Safiye, elindeki yiyecek poşetini Zarife’ye uzatıyordu.
-Yaylamızın ürünlerinden yapılmış bir yolluk paketi.
-Çok teşekkür ederim Safiye. Ne kadar ince davranışlarınız var.
Olanlar karşısında Ali de, bir şeyler söylemek gerektiğini hissetmişti.
-Ben de Burak arkadaşım başta olmak üzere bütün arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum.
Yusuf sevinçten ışıldayan gözleriyle bir yayla arkadaşlarına bir de Ali’ye baktı. Sonra şunları söyledi:
-Gerek arkadaşlarım adına ve gerekse kendi adıma sana güle güle diyoruz Ali. Annene ve babana da güle güle diyoruz tabi.
Oya:
-Seni her yaz bekliyoruz, dedi.
Mustafa:
-Seninle çok güzel günlerimiz oldu, diye ilave etti.
Zeynep:
-Ne olursun gene gel, diye herkesin ricasını tekrar etti.
Ziya, çocukların üzerinde bakışlarını dolaştırdı. Hepsinin gözlerinden sevinç ve mutluluk okunuyordu.
-Çok tatlı günler geçirdik burada. Bu günleri unutmamız mümkün değil.
Yunus Dede, Zeynep’in ricasını tekrarladı.
-Sizi yaylamıza her zaman bekliyoruz.
Zarife, çok duygulu bir sesle söze girdi:
-Ben, bu Güllü Yayla’yı çok sevdim. Bu yaylanın gülünü de tabi. Öyle sanıyorum ki bu yayla gülü benim hayatımda bir dönüm noktası olacaktır. Ayrıca ben burasını bir kulüp olarak kabul ediyorum: Yayla Kulübü. Ve bu kulübe bizi üye olarak almanızı rica ediyoruz.
Yunus Dede, her zamanki babacan ve sevecen tavrıyla ilave etti.
-Yayla kulübümüz buradan hoşlanan, buranın insanlarını sevecek yüreğe sahip olan herkesi üye olarak alır. Hem de memnuniyetle!...
Yunus Dede’nin hemen arkasında toprağıyla birlikte saksıya yerleştirilmiş bir yayla gülü vardı. Çiçekleri göz alıcı bir güzelliğe sahipti yayla gülünün. Yunus Dede saksıdaki yayla gülüne kadar geldi. Eliyle açılmış gülü gösterdi.
-Burada, yani bu yaylada herkese verebilecek kadar yayla gülümüz var.
İki çocuk saksıyı kaldırmışlar Zarife’ye uzatıyorlardı. Yunus Dede:
-Size yaylamızın gülünden hediye etmek istiyoruz, dedi. Lütfen kabul buyurun.
Zarife çok duygulanmıştı. Çok duygulu bir sesle mukabele etti.
-Çok teşekkür ediyorum… Çok teşekkür ediyorum…
Yunus Dede’nin sesi boğuklaşmaya başladı. Titremesi arttı sesinin. Duygulu ve ağlamaklı bir hal aldı.
-Keşke birbirimizi tanımamış olsaydık. Ayrılmak zor geliyor. Hem de çok zor geliyor. Yaşlı yüreğim kaldıramıyor artık böyle olayları.
-O nasıl söz Yunus Dede, diye itiraz etti Zarife. İyi ki birbirimizi tanıdık. Yoksa biz burayı nereden bilirdik? Sizinle tanışmamış olsaydık bu yaylaya bir daha nasıl gelirdik? Bu güzel duyguları nasıl tadardık? Bu yayla gülüne nasıl sahip olurduk?


Stok Durumu

Teslim Süresi:

2-3d.gif


Müşteri yorumları:

Bu ürün için hiç görüş belirtilmemiş.
Lütfen görüş belirtmek için kullanıcı girişi yapın.


Last Updated: Sunday, 05 September 2010 11:30

Haberler

Tamar - Ağrı'da İki Mevsim

News image

Tamar - Ağrı'da İki Mevsim Bir Coğrafyanın Kanayan YüzüTürk-Ermeni meselesini ele alan bir roman. Türk-Ermeni meselesini insanî ortak payda...

Devamını oku...

Hayat Değirmendir Döner

News image

Hayat DeÄŸirmendir DönerAyrılmış çiftlerin ve ortaya düşmüş çocuklarının yaÅŸadığı hazin hikayeleri. Hiç yoktan ayrılmış Ali ve MÃ...

Devamını oku...

Kürdün Gelini

News image

Kürdün Gelini DilanTürk – Kürt meselesini ele alan bir romanTürkiye’nin en ciddî problemlerinden biri olan Türk-Kürt meselesine birleşti...

Devamını oku...